Skip to content
Kasım 26, 2011 / COBİD

Sizden Seçtiklerimiz: Neden Tıp?

İnt. Dr. Ahsen Çelik, İstanbul.Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İngilizce Tıp Bölümü

Cihangir’de bir butik cafenin sahibi çatlak yaşlı teyze ne okuyorsunuz diye sordu bize. TIP. Gerizekalı bunlar dedi. Gülüştük hep beraber. Haklıydı yaşlı teyze, ne gerek vardı ki bu kadar kasmaya… Biz sessiz kahramanlar onca sıkıntı dolu yıllar, değer mi? Değer. Çünkü her doktor hastadır aslında ve tıbbiyeyi önce kendi hastalığını tedavi etmek için seçer. Mükemmelliğine gölge düşüren hastalığından kurtulma isteğidir ona bu hırsı ve azmi veren.

Kimisi toplumun ezilen kısmından gelir ya da seçkin ve saygın doktor imgesi bir yerlerde zihnine işlenmiştir. Doktor kimliği, beyaz önlük onun için bir sınıf atlama vesilesidir. Kendine güveni gelir. Artık üstündür, bir zamanlar onu ezen insanları şimdi o ezebilir, onlara mesleğinin ona verdiği güçle muamele edebilir.

Kimisi daha önceden sahip olamadığı yüksek hayat standartları peşindedir, para ama çok para kazanmak için en uygun mesleğin doktorluk olduğunu düşünmektedir.

Kimisi zekasını ispatlama ihtiyacı hisseder. Yemeden içmeden, gece gündüz çalışır, her şeyi ezberler. Elinde tuttuğu güç zekası ve bilgisidir. Kendine güveni gelir. Artık diğer insanları bilgisiyle ezebilir.

Kimisiyse sadece meraklıdır, öğrenmeye açtır, çok bilirse insanları ve hayatı daha iyi anlayacağını sanır.

Kimisi övülmeye, sevilmeye, iyi hissetmeye muhtaçtır, ya çok eleştirilmiştir ya ilgilenilmemiştir ya da zamanında kendini yeterince gösterememiştir. Duyduğu her Allah razı olsun, teşekkür ederim doktor bey/hanım lafı kendini iyi hissettirir. Arada onu eleştiren çıkarsa, benliğinin en acıyan yeri kanar, büyük tepkiler verir.

Kimisi farkındadır, ruhu hastadır. İnsan anatomisinden psikiyatristine insanı ve kendisini tanır, ruhundaki çatlak yerleri onarmaya çalışır. Kimisinin de bedeni…

Kimisi boş kaldığında nöronlarının çılgın deşarjını engelleyememektedir, en iyisi mi sürekli dolu olmak, zihnini meşgul etmek, sorunlardan uzaklaşmaktır.

Kimisi erken yaşta bir yakınını kaybetmiştir, babası, annesi, dedesi veyahut kardeşi… Ölüm, ayrılık kalbini acıtır. Doktor olunca ölüme meydan okuyacağını ya da ölümün canını acıtmayacağını sanır.

Kimisinin hasta yakınları vardır. Okuyup doktor olacak, yakınlarını sağlıklarına kavuşturacaktır.

Kimisine mirastır bu meslek, korkusu babasından dedesinden geri kalmaktır.

Bu doktorlardan herbiri de mesleğini çok sevebilir ve mesleğinde çok iyi olabilir. İnsanlara sağlık, yaşam kalitesi, mutluluk verebilir, onların yüzlerini güldürebilir. Ama her doktor biraz hastadır aslında, her doktor önce biraz kendini tedavi eder. Bu hasta ve yaralı insanlar kendilerinden daha hasta ve yaralı insanların hastalılıklarını iyileştirirken kendilerini de iyileştirirler,  başkalarının sorunlarıyla hemhal olurken kendi sorunlarını unuturlar, onların yaralarını sararken kendi yaralarını sararlar. Tırtıl olarak girdikleri bu fakülteden altı senenin sonunda kelebek olarak çıkarlar.

Her doktor biraz hastadır aslında… Her doktor önce biraz kendini tedavi eder…

P.S. Bu yazı henüz içgörüsünü kaybetmemiş bir hekim adayı tarafından yazılmıştır.

Bu amatör yazarın başka yazılarını okumak isterseniz www.ahsencelik.blogspot.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s