Skip to content
Nisan 1, 2011 / COBİD

Sizden Seçtiklerimiz: Doktor Bayanlar

SİZDEN SEÇTİKLERİMİZ

DOKTOR BAYANLAR

İnt. Dr. Ahsen Çelik, İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İngilizce Tıp Bölümü


Pek sevgili ve saygıdeğer meslektaş hemcinslerime ithafen,

01 Ağustos 2010 tarihli Antalya-İstanbul THY TK2977 sefer sayılı uçağında cam kenarında yerimi almış, uçuş için hazırlanıyor bir yandan da bu yolculukta kimlerle tanışacağımı merak ediyordum, çünkü İstanbul- Antalya yolculuklarımla hep çok enteresan insanlarla tanışmıştım. Tamam, başka bir şey daha vardı aklımda, yerimi değiştirtmiş  kendimce kadere karşı gelmiş, belki de hayatımın akışını  değiştirmiştim. Ben bunları düşünürken, az sonra ellerinde kocaman bir kamerayla iki genç oturdu yanıma; Ahmet ve Yunus. Ahmet Kurtlar Vadisi’nin çekimlerini, Yunus da Melekler Korusu’nun çekimlerini yapıyormuş, Antalya’ya bir otelin reklam çekimleri için gelmişler. Setlerden, dizilerden, oyunculardan bolca dedikodu yaptıktan, bir de oyunculuk teklifi aldıktan sonra sıra benim ne yaptığıma geldi. Ben tıp okuyorum, son sınıftayım. Her zaman ki gibi hastanede yaşadıkları eziyetlerden, doktorlar tarafından mazur kaldıkları kötü ve kaba muameleden bahsettiler. Sen sakın öyle olma dediler. Bunları duymaya alışkın olduğum için cevaplarım hazırdı, ezberlediğim cümleleri sanki ilk defa söylüyormuşçasına sıraladım. Sonra bir şey soracağım dedi Ahmet, neden doktor erkekler doktor bayanlarla evlenmiyorlar? İlk defa böyle bir soru alıyordum, hazırlıksız yakalandım, öylemiymiş deyip gülebildim sadece. Güya Ahmet’in bir arkadaşının kız arkadaşı doktormuş ama o kadar kaprisliymiş ki sonunda ayrılmışlar. Doktor bayanlar oldukça kaprisli oluyormuş, o yüzden mi doktor erkekler onları tercih etmiyormuş?

Ahmet’in iddiasına gelirsek, yani doktor erkeklerin doktor bayanları tercih etmeme meselesine, kapristen farklı nedenleri olmalı diye düşünüyorum. Meslektaşıyla evlenmek istemeyen bir doktor erkek öncelikle çok yoğun bir iş temposunda çalışan bir eş istemiyor, eviyle ve kendisiyle daha ilgili bir eş istiyor olabilir. Halk arasında çok kötü bir deyiş var, ben bunu bir kadınlar gününde duymuş, unutmak istemiş ama tüm unutulmak istenip de unutulamayan cümleler gibi unutamamıştım. Şöyle ki taşralı bayanlar der ki ‘erkeğin yatağında orospusu, evinin hizmetçisi, mutfağının aşçısı, çocuklarının anası olacaksın’. Erkek egemen bir toplumda, evliliği kurtuluş gibi gören ya da nihai kaderi evlilik olan bir kız için altın öğüt. Ne olursa olsun o evlilik yürümeli, bu da yuvayı yapan dişi kuşa bağlı, ‘anasının evinden ak duvağıyla çıktıysa kocasının evinden ak kefeniyle çıkmalı’, hem ‘koca bu kocatır öyle olmasaydı ismi gül gonca olurdu’ ya, o yüzden sabretmeli, diş sıkmalı. Ne kadar ‘modernleşsek’ de genlerimize işlenen bu bilgi belki de değişmiyordur. Çok okuyan mı bilir çok gezen mi? Belki de bu kadınlar günlerden günlere gezerken kitapların arasına gömülüp çok okuyan kadınlardan çok daha fazla bilgiye sahip olmuşlardır. Yoğun iş temposu nedeniyle evine, erkeğine, kendine yeterince zaman ayıramayan doktor bayan, kendini kapının mandalı olarak buluyor olabilir ya da en başından tercih edilmiyor olabilir. Bu anlayışta bir bay doktor kazara bir bayan doktoru kabul etse bile, onun çok ağır bir bölüm tercih etmesini istemeyecek, Dermatoloji, FTR, Radyoloji gibi rahat bir bölüm seçmesini isteyecektir. Sonuçta birinin eve, çocuklara göz kulak olması gerekir. Hem bayanın yeri kocasının yanı, sıcak evidir.

Sonra üstünlük meselesi var tabi. ‘Bir kadın karakterini önce kız evlatken, sonra kız kardeşken nihayet bir eş ve anneyken açığa vurur. Bunu gösterişsiz bir cazibeyle, erdemli bir aşkla sağlamlaştırır. Bir kadının belli bir meziyeti örneğin derin bir aklı varsa en iyisi onu derin bir sır olarak saklamasıdır. “Nüktedanlık çok beğenilir peki zeka? Hayır. Bu en çok korkulan yetenektir.” diyor rahip, Aşkın Kitabı’nda. Bir kadının erkekten daha zeki olması ya da aynı zeka seviyesinde olması, daha çok kazanması gibi rekabet yaratan faktörlerle uğraşmak istemeyen doktor, gene meslektaşını seçmek istemeyebilir.  Daha manipüle edebileceği ve kendini yanında daha Sahip gibi hissedebileceği birini tercih edebilir. Hele ki bu doktor bayan güçlü olmak, kendi ayaklarının üstünde durmak, özgür olmak yolunda azmetmişse, aciz duygusal yardıma muhtaç bir tablo çizemiyor ve erkeğe kendini kahraman gibi hissettiremiyorsa vay haline.

Sonra doktorluğu parası  ve havası için de seçmiş, kendini efendi sanarken metalaşan kadının kölesi olmuş, bencilliği yüzünden yürümeyen ilişkilerini çapkınlığa vurarak, eksikliklerini çokça belden aşağı konuşarak örtbas etmeye çalışan, gözlüklü ve güvenilir maskesinin altında serseri ruhlu bir doktorsa bu karakter, ona göre yeterince seksi olamayan ve etik değerlerinin dışına çıkamayan, kendisini ispatlama imkanı vermeyen bu pamuk prenses, cici inek kızı tercih etmeyecek, zaten kimseyi tercih etmeyecek, kamusal Doc Juan olmaktan memnun, geceleri saat 12yi vurduktan sonra beyaz önlüğünün altından kara kılları büyüyen bir kurt adama sabahın ilk ışıklarıyla tekrar beyaz önlüklü temiz doktora dönüşerek ikiyüzlü hayatına devam edecektir.

Sonra bu doktor annesine fazlaca düşkün olabilir, onların öyle bir gönül bağı vardır ki kimse giremez aralarına, siz bile giremezsiniz. O zaman annesinin gösterdiği veya istediği birini tercih edecektir. Ya da öyle mükemmelliyetçidir ki, ‘armudun sapı üzümün çöpü’ derken kimseyi beğenememektedir.

Başka bir nedenle de doktor karakterimiz daha tıp fakültesi’ne gelmeden hayatının kadınını bulmuş olabilir, bu bayan da farklı bir meslek seçmiş olabilir. Ya da doktor, öğrenimi boyunca denemiştir kendi meslektaşıyla yürütmeyi ama olmamıştır, sonuçta ‘Kısmetse gelir Yemen’den, kısmet değilse ne gelir elden’ değil mi..

Tıp fakültesi sıralarında, koridorlarında tanışıp, bu hayatın zorluklarına birlikte göğüs geren ve bu arkadaşlığı evlilikle taçlandıran çok uyumlu doktor çiftler de var. Meslektaş olan Angelina Jolie ve Brad Pitt, Çağla Şikel Emre Altuğ gibi isimler mutlu bir çift olmanın prestijini kullanarak ve uyum içinde çalışarak ortak işlere imza atıyor, diğer meslektaşlarına göre daha fazla kazanıyorlar. Bu akıma uyan, birbiriyle uyumlu alanlar seçen bu doktor çiftler de aynı prestiji ve kazancı sağlayabilirler.

Peki ya bayan doktorlar? Onlar erkek doktorları tercih ediyor mu, meseleye bir de bu taraftan bakmalı. Sonuçta onların da bir seçim hakkı var değil mi, o kadar da talipsiz kısmetsiz değiller. Bu konuda da çeşitli tercihler söz konusu. Bu tempoyu yalnız meslektaşının anlayabileceğini düşünüp, boyu boyuma huyu huyuma uygun deyip doktorları seçen bayan doktorlar da var, onları fazla çapkın, paragöz ya da anti sosyal bulup, evde çeşitlilik, renk olsun diyerek tercihini farklı meslek gruplarından yapan bayanlar da. Bir arkadaşımın tezine göre lise ve üniversite hayatını ders çalışmakla geçiren bu beyefendi, parayı ve boş zamanı bulunca gözü açılıyor ve yaşamaya anca meslek sahibi olduktan, ünvanını aldıktan, talipleri de arttıktan sonra başlıyor, bu yüzden de iyi bir koca adayı olamıyor. Hem sonra her kızın gönlünde bir kahraman yatıyor, kimine göre bu bir hâkim kimine göre mühendis kimine göre iş adamı kimine göre asker kimine göre doktor, böylelikle toplumdaki yerini belirliyor, kendini daha seçkin hissediyor. Eğer gönlündeki kahraman bir doktor değilse, bu bayanın gözü dışarı kaymaya başlıyor, yok eğer doktorsa bu yardımsever, pratik, akıllı meslektaşıyla bir yastıkta kocuyor.

Gelelim doktor bayanların karakterine. Bir bayan psikiyatrist hocamız doktor bayanların mazoşist, narsist ve histerik karakterde olduklarını söylemişti. Doktor bayanları bu kadar keskin bir kesişim kümesine almak ne kadar doğru olur ya da gerçekten alınabilir mi şüpheliyim doğrusu. Hırslı ve mükemmelliyetçiyiz bence, hayatın önemsediğimiz tüm alanlarında. Her şeyin en doğrusunu biz biliriz, her şeyin en iyisini, en mükemmelini isteriz. Yakınlarımızdan alır, insanlığa veririz. Ama sanılanın aksine ilişkilerimizde oldukça özveriliyiz. E çok düzenli bir doktor bayan görmedim bu güne kadar, temiziz ama biraz dağınık olduğumuz söylenebilir. Bunun dışında sanırım herkes şahsına münhasır. Kaprisli miyiz? Hayatın zor olduğu stres katsayımızın oldukça yüksek olduğu zamanlar oluyor, belki destek arıyoruz böyle zamanlarda, buna kapris denir mi? Sanmıyorum. Eskiden başarılı erkeklerin arkasında başarılı kadınların olduğu söylenirdi, artık çalışan bayan için de geçerli bu söz. Başarılı bayan doktorların arkasında anlayışlı, sabırlı sevgililer, eşler var ve olacak.

Türk dizilerindeki kadın doktor karakterleri nedense çok bahtsızdır. Mesela ‘Hatırla Sevgili’ de Ahmet, annesinin öğrencisi olan doktor kızla evlenmek üzeredir, ama bu iyi niyetli hanım doktor kıza bir türlü ısınamamıştır, hala Yasemin’e aşıktır. Nitekim Yasemin ortaya çıkınca doktor kızı yarı yolda bırakır, sanki aşk her şeyi meşrulaştırırmış gibi Yasemin’e koşması çok romantik gelir izleyenlere. Zavallım doktor kız önce intihara kalkışır sonra ölemeyince Anadolu’nun bir köyüne gider, kendini hizmete adar. Sonra ‘Haziran Gecesi’nde Baran’la Havin’in hikayesinde de benzer bir tablo vardır. Havin Baran’a hediye olarak yollanır bir doğum günü partisinde, Baran’la Havin o gece birlerine aşık olurlar, sonra yolları ayrılır. Gene Baran’ın annesinin yanında çalışan asil, kibar, hanım doktor kızla evlenir Baran. Sonra Havin çıkar, doktor kızla bebekleri olmasına rağmen yitik, entrikacı Havin’e gider Baran. Gene bir doktor bayan terkedilmiştir. Filmlerde doktor bayanlar güzel, kibar, hanım hanımcık, iyi niyetli ama terkedilendi. ‘Kavak Yelleri’ dizisiyle doktor kadın kimliği az da olsa değişti medyada. Aslı lise son sınıfta bütün sene erkeklerle gezerek ve sivilce çıkarmayarak tıp fakültesini kazandı, gene tüm tıp hayatı boyunca gezdi, tozdu, aşklar yaşadı, gözde, şanslı, kayınvalidesini doğurtacak mezuniyet konuşmasını yapacak kadar da başarılı bir kızdı. Ve ‘Doktorlar’ dizisinde Ela, Zenan gibi güçlü, özgür, seçim yapan, renkli hayatları olan doktor bayanlar… Kavak yelleri de Doktorlar da yabancı dizilerden uyarlama, o yüzden hala Türk sinemasının doktor bayanlara bakışı değişti mi tam kestiremiyorum. Bu bakış senaristin bakışı mı, bir tesadüf mü, yoksa toplumun genel kanısı mı? Sanırım bir birleşim kümesi… Ama bir şekilde toplum bu okuyan ve çok bilen kadını aşktan soyutluyor kanımca, içten içe alttan alta. Okumanın, meslek sahibi olmanın bedelini aşktan ve ya mutlu bir evlilikten mahrum kalmakla ödettiriyor. Ötekinin sahip olduğunu varsaydığı şeye bizim sahip olmamıza müsaade etmiyor. O yüzden arkadaşlarımız 4 yıllık bölümler okuyup mezun olup veyahut hiç okumayıp, iş ve eş sahibi olduklarında biz hala bekar, özgür ve okuyoruz diye kötü hissetirilmeye çalışıyoruz, içten içe alttan alta. Ne istediğimizi bildiğimiz ve zor beğendiğimiz için, sanki biz tercih edilmiyormuşuz gibi yaftalanıyoruz, içten içe alttan alta. Size bir şey söyleyeyim mi doktor bayanlar? Biz mükemmeliz, o yüzden çekilemiyoruz. Ve size bir şey daha söyleyeyim mi? Mutluluğu ve aşkı biz de onlar kadar hak ediyor, onlar kadar yaşıyoruz. Siz yeter ki oyuna gelip kötü hissettirmelerine izin vermeyin, kendinize güvenin…

Hak ettiğiniz tüm mutluluklar ‘geç de olsa’ sizin olsun…

P.S.1   Bu yazıyı yazan kişi kesinlikle feminist değildir.

P.S.2 Bu yazıyı  yazan kişi hiçbir şekilde kimseyi seçimleri ve düşünceleri yüzünden yargılamamakta, kendince gözlemlerini aktarmaktadır.

P.S.3 Bu yazıyı  yazan kişi gözlemlerinde yanılmış olabilir ama şu ana kadar hayatın ona gösterdikleri, onun da anlayabildikleri bunlardır.

P.S.4 Görüş ve önerileriniz için celahs.06@hotmail.com adresinden bu yazıyı yazan kişiye ulaşabilirsiniz.