Skip to content
Kasım 11, 2009 / COBİD

Kitap Köşesi: Bir Hafızacının Zihni- A. R. Luria

Can Sarıca, İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İngilizce Tıp Bölümü 4. Sınıf

Beklenmedik bir fikirdi. Kantinde otururken birinin gelip bana derginin yeni sayısının çıkacağını söylemesiyle ortaya çıktı. İçimden bu yeni sayıda neden bir kitap köşesi yapmayalım ki diye geçirdim ve ilk adımı atmaya karar verdim.

Sizlerle paylaşmak istediğim kitabın ismi “Bir Hafızacının Zihni (The Mind Of A Mnemonist)”. Kitap, nöropsikolojinin temellerini atmış ünlü Rus nöropsikolog A. R. Luria tarafından yazılmış. Hafızayla ilgili tıp literatürünün temel taşlarından olan ve zamanı içinde hafıza ile ilgili birçok gözlemi içeren ve birçok bilinmeyeni ortaya koyan bu kitap tıp tarihi için özellikle nöroloji alanında büyük bir öneme sahip. Bilimsel içeriği ve kalitesinin yanında bu kitabı yazmam için çok özel bir neden var; A. R. Luria’nın yazım stili.

Buraya kadar bilimsel bir vaka kitabı hakkında yazıyormuşum gibi hissettirmiş olabilirim. Ama kitabı sizin de elinize aldığınızda fark edeceğiniz üzere kitap bir vaka kitabından çok çok ötede. Kitabın kapağında yazar olarak Luria yerine Kafka yazsaydı “Aa ne güzel bir öykü, Kafka çok güzel bir karakter yaratmış diyeceğiniz türden bir kitap bu. Demek istediğim A. R. Luria kitabı yazarken monoton bir tıp vakası yazmak yerine kendi tabiriyle romantik bir bilim kitabı (romantic science) yazmış. Kitapta anlattığı kişiyi klasik, duygusuz, sadece tipi ilgilendiren yönlerini öne çıkaran bir anlatım tarzıyla anlatıp onu bir vaka olarak görmektense onu bir insanmış “gibi” anlatmayı tercih ediyor. Kitabın bölüm isimlerinden bile bu kolayca anlaşılıyor; Onun Hafızası, Onun Dünyası, Onun Zihni, Onun Davranış Kontrolü, Onun Kişiliği.

Kitapta ele aldığı kişi, S. , öncesinde bir gazetede muhabir olarak çalışıyor ve kaza eseri onun eşsiz hafızası derginin editörünce fark ediliyor ve araştırılması için Luria’ya gönderiliyor. Yıllar süren çok kapsamlı araştırmalar sonucunda onun hafızasının sineztezi (synesthesia) yani duyulan seslerin görsel imgelere dönüştürülmesi üzerine kurulduğu anlaşılıyor. Daha sonraları profesyonel bir hafızacı (mnemonist, para karşılığı hafızasının gücünü gösterdiği şovlar yapan) olan S. ‘nin zihninin bilinen tüm çalışma mekanizması bu kitapta toplanmış ve bu mekanizmalara nasıl ulaşıldığı da çeşitli örneklerle açıklanmış.

Kitap çok kısa olmasına rağmen (150 sayfa civarı) okurken devamlı kendime bir şeyler sorarken bulduğum için kendimi okumam biraz vaktimi aldı. S. ‘nin beni en çok etkileyen yanı hiçbir şeyi unutmamasıydı. Normal insanlarda olan inhibisyon mekanizması, yani yeni bir şey öğrendiğinde önceden öğrendiğin şeyi unutman S.’ de söz konusu değildi. Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi; hiçbir şeyi unutmamak. Hele benim gibi iki gün sonra farmakoloji sınavına girecekseniz. Ama hemen tahmin edersiniz ki bu özelliğin de dezavantajları var. Günde 5-6 gösteri yapmak zorunda kalan S. , ilk gösterilerde kendisine ezberlemesi için söylenilenleri karıştırıp son gösteride söyleyebiliyordu. Zihninden silmek istediği bir şeyi ilk başlarda çok uğraşmasına rağmen silemiyordu. Birçok yöntem denemişti başlarda, hatta bizim hatırlamak için yazdığımız küçük notları, o unutacaklarım diye yazmaya başlamıştı. Sonunda çok uğraşarak başarmıştı hafızasından bir şeyler silebilmeyi. Peki, bu inhibisyon mekanizmalarından önce bizim zihinlerimizde onunkisi gibi miydi? Hiçbir şeyi unutmuyor muyduk? Yoksa bizim zihinlerimizde evrimleşip ileri de tüm insanlar onun gibi mi olacaktı? Bunlar gibi birçok soru soracağınızı düşünüyorum kitabı okurken.

Özetle, bilimsel içeriğinin yanında getirmiş olduğu yeni türle, Oliver Sacks gibi birçok kitabı Türkçeye çevrilmiş birçok yazara örnek teşkil etmesi sebebiyle bu kitap klasikler arasındaki yerini almış durumda. Vaktiniz olursa ve Türkiye’de bulabilirseniz (kitap henüz Türkçeye kazandırılmadı, Pandora Kitapevi’nden veya internetten Harvard Press basımına ulaşabilirsiniz.) okumanızı tavsiye ederim.