Skip to content
Kasım 11, 2009 / COBİD

Derleme: Kemoterapi kaynaklı saç kaybında çözüm yolları

Derleme: Kemoterapi kaynaklı saç kaybında çözüm yolları

Ufuk Turan, Gülhane Askeri Tıp Akademisi, Gülhane Askeri Tıp Fakültesi, 3. Sınıf

ÖZET

Sitotoksik kanser kemoterapisinin başlıca üç çeşit toksisitesinden biri olan alopesi, hastaları duygusal yönden etkileyen en önemli yan etkisidir. Kemoterapi kaynaklı alopesi ile ilgili çalışmalar 70’li yıllardan beri yapılmaktadır. Soğutma yöntemi, CDK2 inhibitörleri, prostoglandin ve bazı faktör çalışmaları başlıca uygulamalardır. Amaç hastanın kozmetik açıdan kendisine daha fazla güven duymasını sağlayarak yaşam konforunu arttırmaktır.

GİRİŞ

Sitotoksik kanser kemoterapisinin en sık görülen majör yan etkileri, kemik baskılanması, gastrointestinal problemler ve alopesidir. Alopesi kemoterapide %65 oranında görülür ve hastanın fiziksel görünümünü, kendine güvenini, seksüalitesini ve kanserle mücadelesini büyük oranda etkilemektedir. Okul çağındaki çocuklar, adölesanlar ve kadınlar, hastaların en fazla etkilenen kesimini oluşturmaktadır. Kadın hastalar arasında yapılan bir çalışmada, araştırılan grubun %47’sinin alopesiyi en travmatik yan etkisi olarak gördüğü, %8’inin ise alopesiden dolayı kemoterapiyi reddettiği saptanmıştır. Bu tür olumsuz yanıtlar hastanın psikolojisi üzerinde istenmeyen etkiler yaratarak, immun sistem yanıtının azalması gibi bazı biyolojik etkiler oluşturabilir.

FOLİKÜL BİYOLOJİSİ-Folikül Yapısı

Kıl folikül yapısı bulunduğu safhaya göre değişiklik gösterir. Anajen fazında longitudinal olarak üç ana fonksiyonel yapıya ayrılır. İnfundibulum, isthmus (Boyun kısmı), bulb (Saç tomurcuğu) olarak adlandırılan yapılar kök kısmının en alt kısmından epidermis kısmına kadar olan bölgenin isimleridir. Saç tomurcuğu kısmı yüksek mitoz kapasitesine sahip saç matriksini ve dermal papillayı içerir. Yukarı kısma çıktıkça mitoz oranı azalır ve hücreler iç kök kılıfına (inner root sheath) farklılaşmaya başlar. Ayrıca pigment üreten melanositler de tomurcuk matriksinde yer alır. Dermal papilla, matriks epiteliyle kapsüllenmiş fibroblastları içeren oval bir yapıdır. Dermal papillanın çapı saç folikülünün ve saç sütununun (Shafth) boyutlarıyla yakından ilgilidir. Dış kök kılıfının (Outer root sheath) arrector pili ile yaptığı birleşme bölgesinde “bulge” denen yapı epitelyal kök hücreleri içerir. Tomurcuktaki matriks, sebaköz glandları bu kök hücreler oluşturur. Bu nedenle bulge bölgesinin hasarı kalıcı alopesiye neden olabilir.

FOLİKÜL BİYOLOJİSİ-Büyüme Döngüsü

Saç sütunun büyüme evreleri, iç ve dış kök kılıflarındaki matriks proliferasyonu, keratinizasyonu ve farklılaşmalardan oluşan kompleks bir mekanizma içerir. Büyüme döngüsü anajen, katajen ve telojen olarak adlandırılan üç ana safhada incelenir. Anajen kök kısmının rejenerasyonu, folikül gelişimi ve saç gövdesinin üretiminin en yoğun olduğu safhadır. Katajen fazı dejeneratif safhadır. İsthmus ve tomurcuk bölümlerinin gerilediği faz olan katajende dermal papilla tomurcuktan ayrılır. Folikülde total bir regresyon ve bazı kısımlarda apoptoz görülür. İç kök kılıfı da bir anlamda soyularak aşağı kısma geriler. Telojen safhasında folikül stabildir; çok fazla bir değişim gözlenmez. Dermal papillanın, folikülün bulge bölgesine en yakın olduğu konumdur. Büyüme döngüsü bazen eksojen denen ek bir safha içerir. Bu fazda saç dökülmek üzereyken yeni gelişecek olan saç belirir.

FOLİKÜL BİYOLOJİSİ- Kök Hücreler

Saç çıkıntısında bulunan kök hücreler hemopoetik ve nöral sistemlerden kaynaklı embriyonik kök hücreler içerir. “Bulge activation” hipotezine göre, geç telojen ya da erken anajen safhasında yükselen dermal papillanın kök hücreleri aktive etmesi esasına dayanır.

KEMOTERAPİ KAYNAKLI ALOPESİ

Tıp literatüründe kemoterapi kaynaklı alopesinin yer alması 1950’lerin sonlarına rastlamaktadır. İnsanlarda bu tür alopesinin başlaması 1-3 hafta, tam kaybın olması ise 1-2 ay civarında bir süre alır. Alopesinin fark edilebilir olması için en az %50 saç kaybının olması gerekir. Genelde geri dönüşümlü olan alopesiden sonra 3-6 ay kadar sürede tekrar yeni saç oluşmaya başlar. %65 vakada, yeni oluşan saç paterni, grileşme, saçın yapısında ve yüzeyinde bazı değişiklikler gibi özellikler taşıyabilir. Ayrıca büyüme hızında bir düşme oluşabilir.

Birçok antikanser sınıfından ilaç alopesiyi indükleyebilir. Dört majör grup ilaç alopesi nedenidir. %80’i aşan oranlarda antimikrotübül ajanları, %60’ın üzerinde alkilatörler, %60-100 arasında topoizomeraz inhibitörleri, %10-50 arasında antimetabolitler alopesi sebebidir.

Ayrıca radyoterapide, baş kısmının radyasyon alması sonucu, zaten oldukça hassas olan saçlı deriyi etkileyerek radyasyon kaynaklı alopesiye neden olur. Bu durum çok varyatif az beklenir bir olay olarak tanımlanır.

DENEYSEL TEDAVİLER

İlaca Özel Antikorlar:

Lipozomlara yüklü ve topikal olarak kullanılabilen bu tedavi, özellikle doxorubicin’in neonatal ratlardaki alopesiye karşı etkisinin olduğu deneysel olarak gösterilmiştir. Fakat sınırlı kullanımı ve ilaç kombinasyonlarında yetersiz kalması zayıf yönleridir.

Büyüme Döngüsü Modifiye Ediciler:

Cyclosporine A immünsupresif bir ligfanddır. İki yolla foliküllere etki eder. Bunlar saç folikülün regresyonunun inhibisyonu ve aktif büyümeyi indüklemesidir. Etkisi genel yan etkisi olan hipertrikozis üzerine kuruludur. Neonatal ratlarda topikal olarak kullanılmış cyclophosphamid, cytarabin ve etoposid etkilerini azaltmıştır.

Minoxidil 1970’lerde antihipertansif olarak kullanılmıştır. Folikülün telojen fazını kısaltarak anajen fazına erken girmesini sağlayarak büyümeyi olumlu yönden etkiler. Anajen fazını uzatarak etkili büyümeyi sağlar. Temelde potasyum kanallarının sülfatlanarak açılması ana nedendir.

Sitokinler ve Büyüme Faktörleri:

Foliküller birçok sitokin ve büyüme faktörü tarafından muhtemelen otokrin ve parakrin etkilerle kontrol edilir.EGF (Endotelial Growth Factor) neonatal ratlarda cytarabin kaynaklı alopesiyi engeller fakat cyclophosphamide karşı etkisizdir.FGF (Fibroblast Growth Factor) ailesine ait birçok protein alopesi üzerinde etkilidir. FGF1 (Asidik FGF) EGF ile benzer etkilidir. FGF2’nin (Temel FGF) saç matriksinde DNA sentezi üzerinden küçük bir etkisi bulunur. Bu yolla farelerde büyüme döngüsünün sonu geciktirilir. FGF7 (Keratinosit Growth Factor) keratinositlerin proliferasyonunu indükler ve neonatal ratlarda cytarabin kaynaklı kaybı önler. Ayrıca letal radyasyonda foliküllerin korunmasına yardımcı olur. FGF5 anajen fazı bitiminden hemen önce salınır. Anajen fazını uzatıp saç boyunu arttırır.

Antioksidanlar:

N-Acetylcysteine, glutatyon analogu ve prekürsörüdür. Topikal ve parenteral kullanılabilir. Neonatal rat modelini cyclophosphamid etkisinden, erişkin fare modelini doxorubicin etkisinden korur.

SOĞUTMA YÖNTEMİ (Scalp Cooling)

Klinikte kullanılabilen bir yöntemdir. Temel olarak kafa derisini belli bir sıcaklığa kadar düşürerek vazokonstriksiyon elde etmektir. Kan akımını azalmasına bağlı olarak kemoterapik ajanın plazma pikini yaptığı andaki hasarlanmasını önler.

Ayrıca foliküle ulaşan ajanların metabolizmasını düşürerek ikincil bir hasarlanmayı önler. Scalp genelde soğuğu iyi tolere eden bir bölgedir. Nadir de olsa baş ağrısı, rahatsızlık hissi, klostrofobi gibi tolere edilebilecek yan etkilere neden olabilir. Kontraendike olduğu durumlar ise soğuk sensitivitesi, soğuk aglütinin hastalığı, kryoglobülinemi, kryofibrinojenemi gibi çok daha nadir rastlanan durumlardır.

Soğutma yöntemi sadece antracyclinler ve taxanlar kullanıldığında efektiftir. Bu kullanımlarda iyi sonuçlar alınabilir fakat ilaçlar kombinasyonlarda kullanılınca etki göstermeyebilirler. Ayrıca scalp metastazı olabilecek hematolojik malignitelere sahip hastalarda tavsiye edilmez. Çünkü kemoterapi ajanının kanser hücreleri üzerindeki etkisini azaltır.

SONUÇ

Kemoterapi kaynaklı alopesinin geri dönüşümlü olmasından dolayı çok fazla araştırma yapılmamış. Ayrıca çok fazla ajanın ve ilaç kombinasyonlarının kullanılması var olan tedavileri etkisini neredeyse yok etmektedir.

Kaynaklar

1) Protection Aganist Chemotherapy -Induced Alopecia Expert Review Jie Wang Ze Lu Jessie L.-S.Au

2) Prevention of chemotherapy-induced hair loss by scalp cooling E. G. Grevelman& W. P. M. Breed

3) What is wrong with the 30-year-old pratice of scalp cooling for the prevention of chemotherapy -induced hair loss? Wim P. M. Breed

4) Prevention of CIA by the anti-death FNK protein Naomi Nakashima-Kamimura

5) Prevention of CIA in rats by CDK inhibitors Stephen T. Davis et al.

6) Modelling of temperature and perfusion during scalp cooling Janssen FE Van Leewuen GM Van Steenhoven AA