Skip to content
Kasım 26, 2011 / COBİD

Derleme: Asperger sendromu

ASPERGER SENDROMU

ASPERGER SYNDROME

Elif Nurdan ÖZMANSUR; İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İngilizce Tıp Bölümü, 4. Sınıf

ÖZET

Asperger Sendromu, normal veya üstün zekalı kişilerde görülen sosyal etkileşimde zorluklar ve sınırlı bir alanda gösterilen stereotipik ilgi ile tanımlanan bir otistik spektrum bozukluğudur.  Diğer otistik spektrum bozukluklarında olduğu gibi dil sorunları içermez fakat sözel olmayan iletişimde ve empati kurmada problemler vardır. Yapılan araştırmalar beyinde yapısal ve fonksiyonel bir takım değişiklikler olduğunu göstermiş ve genetik kökeni olduğunu düşündürmüşse de etiyolojiye yönelik elimizde net bir bilgi yoktur. Tedavide davranışsal psikoterapi esastır.

Anahtar Kelimeler: Asperger Sendromu, otistik bozukluk, savant sendromu, nörogörüntüleme

ABSTRACT

Asperger Syndrome, is an autistic spectrum disorder and defined as difficulties in social interaction and stereotypical interest and behavior shown in a limited area, seen in people with normal or higher intelligence, but does not include language problems, like other autistic spectrum disorders. There are problems in setting up non-verbal communication and empathy. Studies point out the brain structural and functional changes and suggest the genetic origin. Despite all this, there is no clear information we have devoted to etiology. In treatment, behavioral psychotherapy is essential.

Keywords: Asperger Syndrome, Autistic disorder, savant syndrome, neuroimaging

Giriş

Asperger Sendromu, yaygın gelişimsel bozukluk, yaşamın ilk yıllarında başlayan sosyal ilişki, iletişim ve bilişsel gelişimde gecikme ya da sapma ile kendini gösteren bir nöropsikiyatrik bozukluktur (1). Yaygın gelişimsel bozukluklar içinde en çok araştırılan ve en iyi bilineni otizmdir. Otistik bozuklukta sosyal ilişki ve iletişimde zorluklar ve yineleyici (sınırlı) stereotipik davranışlar vardır ve yaşam boyu süren bir hastalıktır.

Otistik çocuklar nesneleri işaret etme ya da göstermek gibi, başkasının dikkatini belirli bir şeye yöneltme davranışı olarak tanımlanan ‘ortak dikkat’ (joint attention) davranışlarını gösterememektedir (2). Ortak dikkatte bozulma hastalığın erken bir bulgusu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Otistik çocuklar kontrol grubuna benzer şekilde bağlanma davranışları (anneyi yabancıya tercih etme) göstermelerine karşın, sosyal anlayışlarının (social comprehension) bozuk olduğu görülmektedir (3).

Zaman içerisinde özellikle yüksek fonksiyonlu otistiklerin ilişki kurmalarında artış olmasına karşın sosyal davranışları uygunsuz ve olağandışı olmaya devam eder. Yani otistik çocuklar sosyal etkileşimlere nispeten yanıt verebilmekte fakat dünyaya bakış açılarını anne- babaları ile paylaşamamaktadır (4).

Yaygın Gelişimsel Bozukluk (Otistik spektrum bozuklukları), DSM IV’de şu şekilde sınıflandırılmıştır:

  • Otistik bozukluk
  • Rett bozukluğu
  • Çocukluğun dezintegratif bozukluğu
  • Asperger bozukluğu
  • Başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk (APA)

Otistik spektrum bozuklukları yüksek ve düşük fonksiyonlu olarak iki ana başlık altında incelenmektedir. Yüksek fonksiyonlu grupta yüksek IQ’ya sahip hastalar vardır. Bunlar genellikle erkektir ve hastalığın başlangıcı diğerlerine göre daha geçtir (5). Bu yüksek fonksiyonlu otizm gösteren grubun sınıflandırılmasında araştırıcılar arasında bir fikir birliği yoktur. Bu gruba Asperger Sendromu diyenlerin yanında, Asperger’den farklı olarak “başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk” diyen yazarlarda vardır. Yani Asperger sendromu ile Yüksek işlevli otizm arasındaki ayrım şüphelidir (6). Bu sebeptendir ki Asperger sendromunun prevalansı bilinememektedir.

Yapılan araştırmalar otistik spektrum bozukluklarının genetik kökeni olduğunu düşündürmektedir. Bunun yanında bazı araştırıcılar döllenmeyi takip eden ilk sekiz hafta içinde teratojenlere maruz kalmanın veya doğumdan sonra çevresel faktörlerin, sendromun patogeneziyle ilişkili olabileceğini varsaymışlardır, fakat bu varsayımlar yeterli bilimsel verilere dayanmamaktadır.

Asperger sendromu

Asperger sendromu bebeklik veya çocuklukta başlamakta, nüks ve remisyonun olmadığı düzenli bir seyir izlemektedir (7).  Her zeka düzeyinden kişilerde görülebilmektedir.

Asperger sendromu ilk defa 1944’de Avusturyalı hekim Hans Asperger tarafından sosyal ilişkilerde problem yaşayan dört olgu ile “ Otistik Psikopati ” olarak tanımlanmıştır. Bu çocukların empati kurmada başarısız, sözel olmayan iletişim becerileri iyi gelişmemiş, sakar, sosyal çevreden kendini izole etme eğiliminde olduğunu belirtmiştir. AS’li çocuklar, sessiz ve içine kapalı bir kişilik sergilerler (8, 9). Fakat diğer otistik bozukluklarla kıyaslandığında daha az içine kapalıdırlar (6). Sosyal iletişimde yapılan el-kol hareketleri, alınan vücut konumu, takınılan yüz ifadesi, göz göze gelme gibi birçok sözel olmayan davranışta belirgin bozulma, insanlarla iletişime, duygusal paylaşıma karşı isteksizlik ve duygusal yanıtsızlık gibi bozulmalar vardır.

Sosyal ilişki güçlüğü, otizmi en iyi tanımlayıcı bulgudur (10). Sosyal gelişimde görülen gerilik belirgindir ve diğer gelişim geriliği ya da sapması ile bağıntılı değildir.

Yaygın gelişimsel bozukluk tanısı olan hastalarda belli bazı alanlarda izole olarak normalin üstünde beceriler (Savant Sendromu) görülebilmektedir (11). Savant, dar kapsamlı bir konu ile yoğun ilgilenme ve yetenek geliştirme olarak tanımlanır. Asperger sendromu tanısı için çok önemli bir bulgudur. Bunlar matematiksel zihinden hesaplamalar, ileri düzeyde takvim belleği, belli bir nesne ile ilgili detay bilgiler,  olayların tarihini ve gününü hesaplayabilme gibi bir takım yeteneklerdir. Bu yetenekler hafıza, hesap, dikkat gibi noktalara işaret etse de sebep olan nöronal mekanizma bilinmemektedir.  Asperger sendromu taşıyan hastalarda savantların çok değişik alanlarda olması hastalığın nörobiyolojik temellerinin karmaşık olduğunu düşündürtmektedir.

Stereotipik, tekrarlı motor davranışlar OSB tanısında oldukça önemli bir bulgudur ve Asperger sendromunda da karşımıza çıkmaktadır. Bunlar basit veya kompleks motor hareketlerdir ve istemli yapılan hareketler gibi görünürler.

AS’lu kişilerin konuşmaları dikkate değer bir anomali içermemekle birlikte dil kullanımı atipiktir (11). Mizah, ironi, mecazi anlam taşıyan cümleleri anlamakta zorlanırlar.

Asperger sendromu ile otizm arasındaki en önemli fark, Asperger sendromunda klinik olarak dil veya bilişsel gelişmede önemli bir gecikme yada sapmanın olmamasıdır (1). Sosyal ilişkide nitel bozulma ve sınırlı, yineleyici, basmakalıp davranışlar otizimde görüldüğü gibi, Asperger sendromunda da görülmektedir. Asperger sendromu, sosyal ilişki kurmada, duygusal tepkileri anlamada problem içerir ve empati eksikliği ile presente olur. Özellikle sosyal yaşantıdaki ipuçlarını işlemedeki sorunlar, hastanın yürütücü işlevleri ile kavramsallaştırma ve soyut düşünce becerilerindeki ileri derecedeki bozulmadan kaynaklanıyor olabilir. Bu becerideki kayıplarda frontal lob işlevlerindeki yavaşlama ve azalmayı ifade etmektedir (8).

Hans Asperger, tanımladığı bütün olguların ileri derecede hantal olduğunu ve bu bozukluğun birincil özelliklerinden birisinin de bu olabileceğinden bahsetmiştir. Asperger sendromunda, gecikmiş motor yetiler ve motor beceriksizlik tanı için gerekli olmayan, ancak bu bozuklukla birlikte olabilen özelliklerdir (12). Sıklıkla belirgin sakarlıkları, esnek olmayan yürüme şekilleri, tuhaf duruşları ve el becerilerinde gerilik vardır. Otizmde hareket bozuklukları bildirilmiş olsa da, genellikle söylenen, klasik Kanner otizminde motor fonksiyonların göreceli olarak daha iyi olduğudur (12, 13). Fakat bunun tam tersini de iddia eden yazarlar vardır (14). Sonuç olarak otizmde, başka türlü adlandırılamayan gelişimsel bozuklukta ve  Asperger sendromunda değişik oranlarda koordinasyon bozuklukları vardır. Asperger sendromu olan çocukların zekâlarının otistik çocuklara göre daha iyi olmasından dolayı, bazı belirli motor yeteneklerde daha iyi olabilmektedirler.

Tanı genellikle dört ile on bir yaşları arasında konur (15). Tanı da ana ölçüt, sosyal etkileşimde bozukluk, yineleyici ve stereotipik davranış – ilgiler ve dil becerisi ile bilişsel gelişimde önemli bir gecikme olmamasıdır.  AS’li çocukların birçoğuna başlangıçta dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) yanlış tanısı konmaktadır (15). Erişkin AS vakaları tanısı çok daha güçtür çünkü tanı ölçütleri çocuklar için belirlenmiştir.

Otizm spektrum bozuklukları olan çocuklarda psikiyatrik bozukluklar için risk artmıştır (16). Otizmi olan çocuklar ve ergenlerde, entellektüel yeti kaybı olan çocuklardan daha fazla dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve depresyon belirtisi bulunmuş ve ayrıca yıkıcı davranış, anksiyete ve sosyal ilişki kurmayla ilgili başka davranışsal sorunlarda daha sık bulunmustur (17). Özellikle otizm ve DEHB ilişkisi hakkında çok sayıda çalışma yapılmış, otizmde DEHB görülme sıklığının % 78’e kadar çıktığı gösterilmiştir(18).

Görüntüleme

Yapılan fMRI ve PET görüntülemelerinde, Savant (normal üstü beceriler) ile ilgili işlemleri yaparken hastanın sol frontal bölgesini istirahat dönemine göre daha aktif kullandığı; sağ frontal ve paryetal korteksin ise fonksiyonel olarak sola göre baskılandığı düşünülmüştür (8, 19).

Fakat Asperger sendromu ile Savant özelliğinin birbirinden bağımsız olduğunu; Savantın zaman içerisinde gelişmiş farklı bir nöral devre ile oluştuğunu savunan yazarlar vardır (8).  Henüz savantın beyinde ne şekilde işlediği, hafıza ile ilişkili bir durum olup olmadığı ve sendromla net ilişkisinin ne şekilde olduğu açıklığa kavuşmamış noktalardır.

fMRI görüntüleme çalışmaları sonucu hem bağlantı azlığı hem de ayna nöron teorilerini destekleyen bazı kanıtlar sağlanmıştır (20).

Asperger sendromunun patogenezi hakkında çeşitli teoriler bulunmaktadır, fakat hiçbiri tam olarak sebebi açıklayamamaktadır.

Empatinin kaybı

Asperger sendromunun en önemli fonksiyon bozukluklarından biri de empati yapabilme yetersizliğidir.

Uzun yıllardır prefrontal korteks lezyonlarından sonra empatik anlamanın bozulabildiği iyi bilinmektedir(21).  Nörobilim araştırmaları, frontopolar korteksin regülatör ve inhibitör işlem sürecinde yönetici rolününe işaret etmektedir. Frontal hasar, kendinin ve başkasının yaklaşımını anlama becerisinde ve bilişsel esneklikte azalmaya neden olabilmektedir (21).

Empati kaybı temel olarak frontal lob, daha özgül olarak prefrontal korteks lezyonlarından sonra tanımlansa da, empati ile ilişkili tek bir defisitten ziyade birbirinden bağımsız birden çok bozukluklar olabileceği düşünülmektedir (22). Bu yaklaşımla empatinin bozulmasıyla birçok farklı bozukluk oluşabilmektedir.  Empati ile ilişkili bozuklukların geniş dağılımı ve bu bozukluklarda semptomatolojinin çeşitliliği bu yaklaşımı desteklemektedir. Empati yetersizliğinin birçok kaynağı olduğu varsayımı makul görünmektedir (22).

Tedavi

Gelişim sırasında doğal yollarla elde edilemeyen, yaşa uygun sosyal, iletişimsel ve mesleki becerileri öğretmeye çalışmaktır (15). Kişiye özel, gereksinime göre bir tedavi planı belirlenir. Tedavide aile eğitimi ve desteği çok önemli bir yer almaktadır. Atipik nöroleptik ilaçlar olan risperidon ve olanzapine kullanımının semptomları azalttığı gösterilmiştir (15). Selektif serotonin gerialım inhibitörleri (SSRI) de yineleyici ilgi ve davranışların azaltılmasında etkilidir (15).

Komorbid durumlarda Asperger Sendromunda sıklıkla görülebilmektedir. Depresyon ve anksiyetenin komorbiditesi %65 olarak tahmin edilmiştir (15). Bu gibi durumlarda eşlik eden psikiyatrik hastalık içinde tedavi uygulanmalıdır.

Sonuç ve Tartışma

Bazı araştırmacılar bunun bir bozukluktan ziyade bir farklılık olduğunu iddia etmektedir. Yapılmış olan çalışmaların azlığı ve sendromun değişken belirtileri sebebiyle bu bozukluğu anlamak, sınıflandırmak ve tedavi etmek için yeterli bilgiye ulaşılamamıştır.  Einstein, Wittgenstein ve Mozart’ın asperger sendromu olduğunu ve bir alanda gösterdikleri aşırı ilgi ve uğraşı sonucu dünya çapında asırlarca unutulmayacak sonuçlar elde ettiğini düşünen yazarlar vardır. Sonuç olarak Asperger Sendromu ile ilgili araştırma, gözlem ve nörobiyolojisini aydınlatmayı hedef alan görüntüleme çalışmalarına ihtiyaç vardır.

İletişim: elifnurdan@yahoo.com

Kaynaklar

1. Amerikan Psikiyatri Birliği (1994) Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (DSM-IV), 4. baskı, (çev. ed.: E Köroğlu), Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 1995

2. Mc Arthur D, Adamson LB. Joint Attention in Preverbal Children: Autism and Developmental Language Disorder.J Autism Dev Disord 1996;26(5):481-489

3. Pehlivanturk B. Otistik Bozukluğu Olan Çocuklarda Bağlanma, Türk Psikiyatri Dergisi 2004;15(1):56-63

4. Volkmar FR, Lord C, Clin A ve ark. Autism and The Pervasive Developmental Disorder. Child and Adolescent Psychiatry, 3. baskı, Lewis M (Ed). Philadelphia. Lippincott Williams and Wilkins, s.587-597

5. Szatmari P. The validity of autistic spectrum disorder: a literature review. J Autism Dev Disord 1992;22(4):583-600

6. Klin A. Autismand asperger syndrome: an overview. Rev Bras Psiquiatr 2006;28:3-11

7. WHO 2006, International Statistical Classification of Diseases and Related Health Problems, 10th ed. (ICD-10)

8. Şevik AE, Çengel Kültür E, Demirel H, Karlı Oguz K, Akça O, Lay Ergün E, Demir B. Gelişmiş takvim belleği becerisi sergileyen bir asperger sendromu olgusu. Türk Psikiyatri Dergisi 2010;21(3):249-256

9. Iwanaga R, Kawasaki C, Tsuchida R ve ark. Brief Report: Comparison of sensory-motor and cognitive function between autism and asperger syndrome in preschool children. J Autism Dev Disord 2000;30:169-174

10. Volkmar FR, Carter A, Sparrow SS ve ark. Quantifying Social Development in Autism J Am Acad Child Adolesc Psychiatry 1993;32:627-632

11. Newport G. How do they do it? Insight on calender skill from an Asperger’s savant. J Autism Dev Disord 2006; 36:239-247

12. Yorbık Ö, Erman H, Söhmen T. Asperger sendromu ve yüksek fonksiyonlu otizmin tanısal ayırımı. Klinik Psikiyatri 2000;3:102-110

13. Leary MR, Hill DA. Moving on: autism and movement disturbance. Ment Retrd 1996;34:39-53

14. Manjivinova J, Prior M. Comparison of asperger’s syndrome and high functioning autistic children on a test of motor impairment. J Autism Dev Disord 1995;25:23-29

15. McPartland J, Klin A. Asperger’s syndrome. Adolesc Med Clin2006;17:771-88

16. McCarthy J. Otizm Spektrum Bozukluğu ve Entellektüel Yeti Kaybı Olan Çocuklur. Current Opinion in Psychiatry Tükçe Baskı 2007; 3(3):170-174

17. Breton AV, Tonge BJ, Einfeld SL. Psychopathology in children and adolescents with autism compared to young people with intellectual disability. J Autism Dev Disord 2006;36:863-870

18. Lee DO, Ousley OY. Attention- deficit hyperactivity disorder symptoms in a clinic sample of children and adolescents with pervasive developmental disorders. J Child Adolesc Psycohopharmacol 2006;16:737-746

19.Ulay HT, Ertuğrul A. Otizmde beyin görüntüleme bulguları: Bir gözden geçirme. Türk Psikiyatri Dergisi 2009; 20(2):164-174

20. Iacoboni M, Dapretto M. The mirror neuron system and the consequences of its dysfunction. Nat Rev Neurosci 2006;7:942-51

21. Eslinger PJ. Neurological and neuropsycological bases of empathy. Eur Neurol 1998;39:193-99

22. Decety J, Jackson PL. The functional architecture of human empathy. Behav Cogn Neurosci Rev 2004;3:71-100


About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.