İçeriğe geç
Ocak 16, 2010 / COBİD

Derleme: Helicobacter pylori ve alerji

PDF-Derleme: Helikobakter pylori ve alerji

Çiğdem TEL; İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Türkçe Tıp Bölümü 5.Sınıf

ÖZET

Bronşiyal Astım ve alerjik hastalıklar, T hücre kaynaklı T Helper 2 (Th2) sitokinleriyle, IL4 ve IL5 gibi, düzenlenir ve T Helper 1(Th1) cevabıyla engellenirler. Helicobacter Pylori, yaklaşık 100.000 yıldır insan ırkının kronik infeksiyonudur ve IFN-gamma ve IL-12 üretimiyle öncelikli olarak Th1 mukozal immun cevaba sebep olur. Değişik bakteriyel faktörler arasında, H. Pylori’nin nötrofil aktifleyici proteini (HP-NAP) sadece Th1 inflamasyonu harekete geçirmede anahtar rol oynamaz, ayrıca in vivo ve in vitro koşullarda hayvan modeli ve insanda bronşiyal astımda Th2 yanıtını da inhibe eder. HP-NAPın sistemik ve mukozal verilmesiyle, bronşiyal astımda sistemik Th2 sitokinleri, IgE ve eozinofilinin azalması sağlanmıştır. Bu sonuçlar göze alındığında, HP-NAP alerjik hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde yeni stratejiler için potansiyel adaydır.

GİRİŞ

Helicobacter Pylori, insan populasyonun %50sinden fazlasında kronik olarak mideyi infekte eden gram negatif bir bakteridir ve gastrointestinal patolojilerin major nedeni olarak gösterilir. Gastrik kolonizasyonunu tipik olarak polimorfonükleer lökositlerin, makrofajların ve aktif IL12 ve IFN-gamma üretimiyle Th1 lenfositlerin infiltrasyonu izler (1).

Helicobacter pylori infeksiyonu ve alerjik astım sıklığı arasındaki zıt ilişki yakın zamanda ortaya çıkarılmıştır (1); Bununla birlikte, epidemiyolojik verilere kıyasla moleküler mekanizmanın tam olarak bilinmemektedir ve bununla ilgili yayınlar sınırlıdır.

Bronşiyal astım ve alerjik hastalıklar Th2 inflamasyonuyla karakterizedir, Th2 yanıtı, IL12 ve IFN-gamma ile inhibe edilir. Yakın zamanda, alerjik astım hastalarda, tipik Th2 cevabının H. Pylori nötrofil aktifleyici proteini (HP-NAP) tarafından Th1 cevabına yönlendirilebileceği gösterilmiştir (2). Ayrıca, HP-NAP’ın in vivo verilmesi, alerjik astım hayvan modelinde akciğerde eozinofil birikimi ve serum immunglobulin E (IgE) artışını önlemektedir (3). Bu sonuçlar, HP-NAPın H. Pylori infeksiyonu ve alerji arasındaki negatif ilişkinin altında yatan moleküler mekanizmanın bir parçası olabileceğini göstermektedir.

TH1/TH2 YANITLARI

Evrim sürecinde, immun sistem patojenlere karşı defans mekanizmasını sürekli şekillendirmek ve iyileştirmek zorunda kalmıştır. Farklı mikroorganizmalara spesifik cevaplar, infeksiyöz ajanların tanınmasında ve elimine edilmesine olanak sağlamıştır. Virüsler sadece konak hücrelerin CD8+ sınıf I MHC bağlı sitotoksik T hücresiyle öldürülmesi sonucu elimine edilir. CD8 sitotoksik T hücreleri, infekte hücrede sentez edilen ve hücre yüzeyinde MHC sınıf 1 molekülüyle sunulan viral antijenleri tanır. Bununla birlikte mikrobiyal antijenlerin çoğu, antijen sunucu hücreler tarafından (APC- antiger presenting cell) fagosite edilir, işlenir ve MHC sınıf 2 molekülleriyle CD4 T hücrelerine sunulur.

CD4 T hücreleri B hücrelerini antikor üretimi için uyararak, ekstrasellüler mikroorganizmalarla savaşı ve ekzotoksinlerin nötralizasyonunu sağlar. Bununla birlikte, mikobakteriler gibi bazı mikroorganizmalar makrofajların içinde mikrobisidal aktiviteye rağmen yaşayabilirler; ancak mikobakteriyel antijenlere reaktif CD4+ T hücreleri makrofajları aktiflemesiyle reaktif oksijen ara ürünleri, nitrik oksid ve tümör nekrosis faktör (TNF)-alfa salınması mikroorganizmaların yok edilmesini sağlar (hücre aracılı immünite). Çoğu immun cevapda immun sistemin her iki kolu birlikte çalışır (hümoral ve hücre-aracılı immünite) (4).

Patojene spesifik immün cevapta, Th hücrelerinin belirli alt kümeleri (Th 1 ve Th 2) farklı sitokin patternlerinin patojen için özgün olmasını sağlarlar. Th 1 hücreleri IFN-δ ve TNF-β üreterek, makrofaj aktivasyonu ve B hücrelerinden opsonizasyon ve fagositozu kolaylaştırıcı antikor salgılanmasını sağlarlarken, Th 2 hücreleri IL-4, IL-5,IL-10 ve IL-13 üreterek,  yüksek düzeyde antikor, IgE üretimi  ve eozinofiliye neden olurlar. Effektör cevabın bu iki tipi genellikle birbirinden bağımsızdır. Th hücrelerinin yeni bulunan bir alt kümesi olan Th 17 hücreleri yalnızca IL-17  veya IFN- δ ve IL17 yi birlikte salgılarlar. Th 17 hücreleri özellikle ekstrasellüler bakterilere ve mantarlara karşı kritik rol oynarlar (4). Ayrıca, geçmişte Th1 ile ilişkilendirilen deneysel oto-immun ensefalomiyelit, kollojene bağlı artrit, Lyme artriti ve inflamatuar bağırsak hastalığının bazı formları gibi  bazı hastalıkların Th 17 hücreleriyle ilişkili olduğu gösterilmiştir (4).

Th 1 ve Th 2 hücreleri aynı Th hücre prekürsöründen antijen sunumu ile ilişkili mekanizmaların etkisiyle farklılaşır. Çevresel ve genetik faktörler farklılaşmada etkilidir. IL-4, Th 2 farklılaşmasını sağlayan en güçlü stimulanken, IL-12 ve IFNler Th 1 gelişimini uyarırlar. Mikrobiyal ürünler IL-12 üretimini arttırdığından Th 1 dominant cevaba neden olurlar. IFN δ ve IFN- α, makrofajlardan IL-12 yi sekresyonunu ve Th hücrelerinde IL-12 reseptör ekspresyonunu arttırarak Th1 üretimini sağlarlar (5).

Th 1 ve Th2 baskın cevaplar sadece patojenlere karşı farklı koruma stratejileri sağlamaz, ayrıca bazı patolojik durumlarda da rol oynarlar (5). (Tablo 1) İnsanlarda ve gen-hedefli farelerde yapılan çalışmalar göstermiştir ki, Th 1 baskın cevaplar çeşitli mikroorganizmaları yok etmede etkilidir, ancak patojen ısrarcıysa kronik Th 1 cevabı inflamatuar doku hasarına neden olabilir.(3) Th 2 baskın cevaplar genellikle intestinal nematod enfeksiyonunda gözlemlenir. Çünkü IL-4, IL-10 ve IL-13 Th 1 üretimi ve makrofaj aktifleşmesini inhibe eder, Th2 cevabı parazite karşı oluşacak geniş inflamatuar doku hasarını önler. Th 2 cevabı, Th1 cevabının infeksiyonu hızla etkisiz hala getirmeye yetmediği durumlarda da ortaya çıkabilir.

Tablo 1. Th1 ve Th2 predominant cevaplar ve ilişkili patolojik durumlar

Th 1 Th 2
H, pylori enfeksiyonuAterosklerosisOrgan-spesifik otoimmuniteAkut allograft reddi 

Crohn hastalığı

Bazı rekürren abortuslar

Sarkoidoz

Allerjik hastalıklarVernal konjunktivitParazitik infeksiyonlarSistemik sklerosis 

Bazı hipereozinofilik sendromlar

Kronik graft host hastalığı

AIDSli bazı hastalar

 

Bronşial Astım ve Th 2 baskın inflamasyon

Astım Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından ‘havayollarının kronik inflamatuar hastalığı’ olarak tariflenen, spesifik ve nonspesifik uyaranlara karşı havayollarının aşırı duyarlılığı ve goblet hücrelerinden mukus hipersekresyonu ile karakterize kompleks bir hastalıktır. Bronkoskopinin yaygın kullanımı, bronkoalveoler lavaj (BAL) ve bronşiyal biyopsiler astım üzerine yapılan çalışmalarda önemli bir artış sağlamıştır. Bronşiyal astımın histopatolojik özellikleri; epitelyal dökülme, bazal membranda kalınlaşma, T lenfosit içeren inflamatuar infiltrat ve aktif eozinofillerdir (1).

Bronşiyal biyopsiler ve BAL örnekleri ile yapılan immunolojik ve moleküler çalışmalar sonucu patogenezin anlaşılmasıyla bronşiyal astımın farklı varyantları ortaya cıkmıştır: alerjik, mesleki ve nonallerjik. (1)Allerjik, mesleki veya viral antijenlere önceden duyarlaşan kronik-aktif hafıza T hücrelerinin bir alt kümesinin bronşiyal persistansı, astımın devamlılığını sağlar. T hücre üretim teknikleri ve in situ hibridizasyon çalışmaları ile astımın tüm majör varyantlarından alınan biyopsilerde aktif T hücreleri ve ilişkili sitokinleri gösterilmiştir.

Allerjik astımlı hastalarda, alerjene maruziyet, havayollarında CD4+ Th2 lenfositlerin predominant aktivasyonuna ve Th2 ilişkili sitokinlerin üretilmesine (IL-4, IL-5) neden olur. Bununla birlikte, bronşiyal seviyede IL-5 ekspresyonunun derecesi, hem atopik hem non-atopik astımda hastalığın ciddiyetiyle ilişkilidir (7).  IL-5 ve granülosit-makrofaj koloni-stimulan faktör (GM-CSF) astmatik inflamasyonda eosinofil birikimi için en önemli sitokinlerdir (7). Bronşiyal astımda Th2 sitokinleri sadece CD4+ hücrelerden değil, aynı zamanda CD8+ T hücrelerinden de salınırlar.

HELİCOBACTER PYLORİ-Th 1 YANITI VE HP-NAP

H, pylori enfeksiyonunda, Th 1 hücrelerinin predominant aktivasyonuyla insanda ve hayvan modellerinde, midede IFN-δ, IL-12, IL-18, IL-23 ve TNF-α üretilir. Mukozal Th 1 polarizasyonundan  kompleks ve etkileyici bir mekanizma sorumludur. Nötrofillerin, monositlerin ve dendritik hücrelerin HP-NAP ile uyarılması, IL-12 ve IL-23 mRNA ekspresyonunda upregülasyonu ve Toll-like reseptör 2 (TLR2) ile protein sekresyonunu sağlar. Gastrik mukozada Th hücrelerinin oldukça büyük bir kısmı, farklı H. Pylori antijenlerine karşı belirgin proliferasyon gösterirler. Bu antijenler HP-NAP, CagA, üreaz, VacA ve ısı şok proteinleridir. HP-NAP, antijen-spesifik gastrik Th hücrelerinden fazla miktarda IFN-δ ve TNF-α üretimini sağlar ve güçlü sitotoksik aktiviteye sebep olarak immun yanıtı Th1 cevabı oluşturur (2).

Son çalışmalarda, HP-NAPın immün sistemi modüle edici aktivitesinin de olduğu ortaya çıkmıştır (3).HP-NAP yapısal olarak Dps (DNA protecting protein ) ailesine aittir. 12 özdeş alt ünite içerir, deniz kabuğu şeklindedir, her alt ünitede bir Fe iyonu bulunur. Hücre yüzeyinde özellikle TLR 2ye bağlanır.

Helicobacter Pylori ve bronşiyal astım: HP-NAP zıt ilişkinin moleküler açıklaması olabilir mi?

Son yıllarda gelişmiş ülkelerde astımın ciddiyeti ve insidansı büyük bir artış göstermiştir (1). Altta yatan neden bilinmemesine rağmen, epidemiyolojik çalışmalar ve deneysel veriler infeksiyöz hastalıkların alerjik hastalıkların gelişimini etkileyebileceği önerisini ortaya koymuştur. İnfeksiyonların insidansıyla alerjik hastalıkların başlama yaşı arasında zıt bir korelasyon gösterilmiştir (1). Bu fenomen infeksiyöz ajana karşı oluşan Th 1 cevabının alerjik Th 2 inflamasyonunu inhibe ettiği düşünülerek açıklanmıştır (2).Bu veriler, hayvanlara Th 1 yanıtını oluşturan canlı ya da cansız bakteri yada bakteri ürünlerinin verilmesiyle astımın önlenebildiğinin gösterilmesiyle desteklenmiştir (3). Yapılan geniş çaplı epidemiyolojik çalışmalarda H. Pylori infeksiyonu ile astım ve alerjik rinit gibi alerjik hastalıkların varlığı arasında negatif ilişki bulunmuştur (7).

En son yapılan çalışmalar, HP-NAP’ın bu kompleks mekanizmanın anahtar molekülü olabileceğini göstermiştir. Allerjik astımlı hastadan alınan aktif T hücreleri ve HP-NAP ile yapılan kültürde, IFN-δ üreten T hücrelerinde artış ve IL-4 sekrete eden hücrelerde azalma gözlenmiştir ve immun cevabın Th2 fenotipinden Th 1 fenotipine dönüştüğü çıkarımı yapılmıştır (6. )Bu sonuçlar H. Pylori infeksiyonu olan hastalarda alerji sıklığının azalmasından sorumlu molekülün HP-NAP olabileceği fikrini güçlendirmektedir.

BRONŞİYAL ASTIMI ÖNLEMEDE VE TEDAVİDE POTANSİYEL BİR AJAN OLARAK HP-NAP

HP-NAP, immun sistemi modüle eden özelliği temel alındığında, bronşiyal astımı önlemede ve tedavi etmede yararlı olabilir. Ovalbumin inhalasyonuyla yapılan alerjik astım hayvan modelinde intranazal veya intraperitoneal olarak uygulanan HP-NAP sonrası, kontrol grubuna göre hem sistemik hem mukozal uygulamada havayollarında eozinofili ve bronşiyal inflamasyon belirgin şekilde inhibe edilmiştir (3). Aynı şekilde HP-NAP tedavisi akciğerde sitokin salınımını da kuvvetle etkilemiştir, IL-4, IL-5 ve GM-CSF üretimi azalmıştır (3).Sistemik HP-NAP ayrıca total serum IgE de ve plazma IL-12 seviyelerinde azalmaya sebep olmuştur. Bununla birlikte TLR-2 knock-out farelerde HP-NAP tedavisi sonrası eozinofili ve Th 2 sitokin cevabında supresyon görülmemiştir (3).

Bu veriler de , HP-NAP’ın astım ve alerjide H. Pylorinin gösterdiği zıt ilişkinin temeli olduğu önerisini güçlendirmiştir. Th2 yanıtını inhibe etmesi, tüm alerjik hastalıklar için üstünde çalışılması gereken önemli bir potansiyel ajan olduğunu göstermektedir.

Şekil-1 HP-NAP’ın intraperitoneal uygulanışı ovalbumin hayvan modeli havayolunda eozinofili oluşumunu engellemiştir.

Şekil-2 HP-NAP’ın sistemik uygulanışı ovalbumin hayvan modelinde BAL örneklerinde IL-4, IL-5 ve GM-CSF üretimini azaltmıştır.

Şekil-3 Mario Milco D’Elios1,2, Gaia Codolo3,4, Amedeo Amedei1,2, Paola Mazzi5, Giorgio Berton5, Giuseppe Zanotti3, Gianfranco Del Prete1,2 & Marina de Bernard3,4, Helicobacter pylori, asthma and allergy. FEMS Immunol Med Microbiol 56 (2009) 1–8


Kaynaklar

1-)Mario Milco D’Elios1,2, Gaia Codolo3,4, Amedeo Amedei1,2, Paola Mazzi5, Giorgio Berton5, Giuseppe Zanotti3, Gianfranco Del Prete1,2 & Marina de Bernard3,4, Helicobacter pylori, asthma and allergy. FEMS Immunol Med Microbiol 56 (2009) 1–8

2-)Amedei A, Cappon A, Codolo G, Cabrelle A, Polenghi A, Benagiano M, Tasca E, Azzurri A, D’EliosMM& de Bernard, The neutrophil-activating protein of Helicobacter pylori promotes Th1 immune responses. J Clin Invest 116: 1092–1101.

3-) Codolo G, Mazzi P, Amedei A, Del Prete G, Berton G, D’Elios MM & de Bernard M (2008b) The neutrophil-activating protein of Helicobacter pylori down-modulates Th2  inflammation in ovalbumin-induced allergic asthma. Cell Microbiol 10: 2355–2363.

4-)Bettelli E, Oukka M & Kuchroo VK (2007) TH-17 cells in the  circle of immunity and autoimmunity. Nat Immunol 8: 345–350.

5-)Betts RJ & Kemeny DM (2009) CD8(1) T cells in asthma: friend   or foe? Pharmacol Ther 121: 155–168.

6-)Blaser MJ (1993) Helicobacter pylori: microbiology of a ‘‘slow’’  bacterial infection. Trends Microbiol 1: 255–259.

7-)Blaser MJ, Chen Y & Reibman J (2008) Does Helicobacter pylori protect against asthma and allergy? Gut 57: 561–567.

About these ads
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.