Skip to content
Ocak 16, 2010 / COBİD

Derleme: Deli Bal İntoksikasyonu

PDF-Derleme: Deli bal intoksikasyonu

Ece VURAL; İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Türkçe Tıp Bölümü 2. Sınıf

ÖZET

Deli Bal, ülkemizde Karadeniz Bölgesi’nde yetişen “Rhododendrom” familyasına ait bir bitki türünden elde edilen baldır. Özellikle alternatif tıp tedavileri amacıyla kullanılıp, önerilen dozlarda dahi toksikasyon semptomları gösterebilir. Ciddi besin intoksikasyonlarında ilk sıralarda yer alan bu vaka, uygun yöntemlerle tedavi edilemez ve dikkatle gözlemlenmez ise ölümle sonuçlanabilir.

ABSTRACT

Mad Honey is got from a herb  called “Rhododendrom Ponticum”. This spice comes from “Rhododendrom” race. Although it is used for alternative medical treatment, normal dosage of Mad Honey  can be source of toxication symptoms. This case is one of the most serious food intoxications. If major symptoms are not treated with right methods or if patients are not observed enough, the result can be exitus.

GİRİŞ

DELİ BAL NEDİR?

Deli Bal, dar bir coğrafyası olan “Rhododendrom” adlı bitki familyasının “Rhodendrom Ponticum” adlı türünden elde edilir. Büyük çoğunlukla Doğu Karadeniz; İspanya, Portekiz, Japonya, Brezilya, ABD, Nepal gibi ülkelerde görülmesine rağmen, sıklıkla rastlanıyor oluşundan ötürü Karadeniz’e özel olarak anılır. Halk arasında “acı bal” veya ” kuzu katili” diye de bilinir.

DELİ BAL’IN TARİHÇESİ

Kaynaklara göre bilinen ilk biyolojik silah olarak geçmiştir. Tarihi kaynaklarda anlatılan hadise, bugün toksikasyon vakalarında karşılaşılan ve bilimsel gelişmelerle temellendirilebilen semptomlarla birebir uyuşması bakımından önemlidir. Romalı askerlerin Perslerden kaçarken Doğu Karadeniz bölgesinde rastlayıp yediği bal, anlatıcının diliyle şöyle belirtilmiş: “Az yiyenler sarhoş gibiydiler, mideleri bulandı, sersemleştiler. Çok yiyenler ise birer çılgın gibiydiler. Bir güne kalmadan bir kısmı uyanamadı, uyananlar ise hiçbir iz taşımadan ayağa kalktılar. Yine de bu bizim bozguna uğramış görüntümüzü değiştiremedi.” Hikâyede de geçtiği üzere kişilerde başlangıçta rastlanan ve metabolize edebilenlerde tamamıyla ortadan kalkan semptomlar adli tıp vakalarında çözümlenemeyen toksikasyon sebeplerinin başında gelir.

DELİ BAL’IN KİMYASAL YAPISI

Esas maddesinin adı Grayanotoksin dir. Grayanotoksin’in üç tipi tanımlanmıştır.

Grayanotoksin I, andromedotoksin;

Grayanotoksin II, desasetilanhidromedotoksin;

Grayanotoksin II ise desasetilandromedotoksin

Arılarca detoksifiye edilemeyip toksik etkilerini direkt gösteren tip, tip 1 grayanotoksin (andromedotoksin) dir. Bu maddeler nitrojen içermeyen polihidroksik siklik hidrokarbonlardır.

ETKİME MEKANİZMASI

Granayotoksinler sodyum permeabilitesinde yaptıkları değişikliklerle etkilerini gösterirler. Aktivasyon kapılarına depolarizasyon sırasında bağlanarak geçirgenliği arttırırlar. Bu artan geçirgenliğin, sodyum kanallarının farklı subünitelerini, dolayısı ile farklı bölgelerdeki etkinliklerini değiştirdiğini yapılan çalışmalar göstermiştir. Kardiyak tutulumda rh1, iskelet kasında mu1 subüniteleri etkinliği vurgulanmıştır. Yine bir başka çalışmada farelere intraperitonel granayotoksin enjekte edilmiş, oluşan solunum güçlüğü ve kardiyak etkileri atropinle tedavi edilmeye çalışılmıştır. Atropin tedavisi her iki etkiyi de normale döndürürken,  M2 muskarinik reseptör antagonistlerinden AF-DX 116 yalnızca kardiyak semptomları düzelttiğinden toksikasyonun kardiyak muskarinikler üzerinden olduğu sonucuna varılmıştır. Anlaşıldığı üzere madde, parasempatomimetiktir ve etkisini N. Vagus üzerinden göstermektedir. Bunun için yapılan araştırmada farede N.Vagus bilateral kesildiğinde granayotoksin enjeksiyonu semptom vermemiştir.

TOKSİKASYON SEMPTOMLARI

Semptomlar doza bağımlıdır. Birkaç dakika ya da birkaç saat içinde dolaşıma geçişiyle etkileri görülmeye başlar. İlk belirtiler tükürük sekresyonundaki artış, kusma ve sersemlik hissidir. Bunu ağırlaşarak; bradikardi, hipotansiyon, nabızdaki belirgin düşüş, santral sinir sistemi etkileri, AV blok, solunum depresyonu izler. Kontrol edilemezse ölümle sonuçlanabilir.

CİDDİ TOKSİKASYON RİSKİNE RAĞMEN NİÇİN DELİ BAL?

Deli bal tam bir parasempatomimetiktir. Bu etkilerinden dolayı hipertansif hastalarda, iştah açıcı özelliğinden ötürü özellikle yemek yemeyen çocuklarda, ejeksiyon arttırıcı etki nedeniyle cinsel yetmezlik çekenlerde, santral sinir sistemi ve sedatif fonksiyonuyla depresyonlularda alternatif tıp çözümü olarak tercih edilmektedir. Yüksek rakamlarla pazarlanmasına ve toksikasyon risklerine rağmen, turizm etkinlikleri arttıkça artan deli bal siparişleri büyük bir paradoksa işaret eder.

AYIRICI TANI VE TEHŞİS YÖNTEMLERİ

Ayırıcı tanı çok mühimdir. Doğru bir teşhisle olası kalp hastalıklarından ayırt edilebilinirse hem yanlış tedavi engellenir hem de deli bal intoksikasyonuna yapılması gereken acil müdahale gecikmemiş olur. Kusma, tükürük artışı, baş dönmesi, belirgin halsizlikle gelen hastada, yeme öyküsü kesinlikle sorgulanmalıdır. Bradikardisi için kullandığı ilaç sorgusu tanıya giden yolda iyi bir ayrımdır. β bloker ya da kalsiyum kanal blokerleri kullanımı sorgusu çok önemlidir. Kesin teşhis, mikroskop ve kromatografi yöntemiyle yapılır. Kromatografi, proteinlerin ortamda molekül ağırlıklarına göre yürütülmesi esasına dayanır. Bilinen grayanotoksin molekül ağırlığı ile kromatografik teşhis koymak ileri teknolojik olanaklara sahip hastaneler için en iyi yöntemdir. Daha basit olarak, hasta gaitasından alınan örnek mikroskopta incelenebilir, bitkiye spesifik polen aranması uygun bir tekniktir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Tedavi semptomatiktir. Semptomları ortadan kaldıracak en iyi yöntem parasempatik aktiviteyi baskılamaktır. Bunun da etkili yöntemi antimuskarinik etkinliğidir. Bilinen en iyi antimuskarinik atropindir. Atropin, majör semptomları kronikleşmedikleri takdirde hiç iz bırakmadan giderir. Yalnız dikkat edilmesi gereken bir başka durum da atropin hassasiyetidir. Atropin kullanımının kontraendike olduğu durumlara çok dikkat edilmelidir. Çocuk ve yaşlılardaki malign hipertermi riski, prostat hipertrofisi olanlarda idrar yapma güçlükleri, akalazya vb. durumlarda dikkatle uygulanmalıdır. Doz etkileri de akıldan çıkarılmamalıdır. Kusturma ve lavaj ilk saatlerde önem kazanır. Ayrıca grayanatoksinin neden olduğu membran permeabilitesi değişikliklerini serum fizyolojikle düzenleme yoluna gidilebilir. Hipoventilasyon ciddiyse dikkatli olarak sempatomimetikler denenebilir. Atropinin etkisinin yanında fazla dozdaki deliryum hallerinde klorpromazin kullanılabilir. Kronikleşmiş bradikardi ve yetersiz kalp eksitasyonu vakalarında eksternal pacemaker kullanılabilir. Eksternal pacemaker’a kadar götüren ciddi EKG değişimleri, yorumlarıyla birlikte Şekil1’de belirtilmiştir.

Şekil 1) Hastanın D2 deki verileri, artmış S, azalmış R amplitüdünü gösteriyor. Diğer taraftan sivrileşmiş T dalgaları, P dalgalarının azalmış amplitüdü hatta bazı yerlerde görülmeyişi spesifiktir. Eksternal pacemaker takılmasıyla hasta semptomsuz olarak hayatına devam etmiştir.

HİPOTEZ

Grayanotoksin M2 muskarinikleri üzerinden etkiyerek, pankreas Langerhans adacıklarındaki β reseptör etkinliğini değiştirip, insülin salınımında sensiviteyi artırarak diyabet tedavisinde ışık olabilir.

SONUÇ

Deli bal intoksikasyonu acil servislerde monitörize

edilmesi şart olan bir vakadır. Hastaların az bir kısmı yoğun bakım koşullarında bakılır. Bu durum acildeki yer sıkıntısı bakımından, personel ihtiyacı bakımından önem arz eder. Bunun dışında hızlı ve etkili tedavinin yanında ölüm riskini azaltmak için bu toksikasyon akıldan çıkarılmamalı ve belirgin semptomlarıyla yemek öyküsü sorgusu kulak ardı edilmemelidir.

Kaynaklar

1.Kimura T, Yamaoka K, Kinoshita E, et al. Novel sitevon sodium channel alpha-subunit responsible for the differantial sensitivity of grayanotoxin in skeletal and cardiac muscle. Mol Pharmacol 2001;60:865-72.

2. Olson K. Specific Poisons and Drugs: Diagnosis and Treatment. Poisoning & Drug Overdose. Connecticut: Apleton & Lange Pub, 1990:246.

3. Aşçıoğlu M, Özesmi C. Effects of grayanotoksin 1

on threshold intensity and compound action potential of frog sciatic nerve. J Physiol Pharmacol 1996; 47:341-9.

4. Biberoğlu S, Biberoğlu K, Komşuoğlu B. Mad honey. JAMA 1988;259:1943.

5. Biberoğlu K, Biberoğlu S, Komşuoğlu B. Transient

WPW syndrome during honey intoxication. Israel

Journal of Medical Sciences 1988;14:253-4.

6. Dökmeci İ. Gıda Zehirlenmeleri. Toksikoloji/Zehirlenmelerde Tanı ve Tedavi. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevi, 2001:563.

7. Akpir K, Dilmener M. İlaç, Besin ve Gaz Zehirlenmesi. İTF Yayını, 1984.

About these ads
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.